Savaşın ekolojik izleri –1

Yoğun iş gününün içerisinde zorla getirdiğimiz bir öğlen molasında; önümüze gelmiş ekmek arası döneri yanında köpüklü bir ayran eşliğinde iştahla yiyoruz. Bu yediklerimiz dolayısıyla ekmeğe katık olacak döner için ne kadar koyunun yetiştirildiğini ya da aynı ekmeğin ne kadar buğdaya ihtiyacı olduğunu düşündünüz mü hiç ? Ya tüm bunlar için gereksinim duyulan toprak ve su…
İlk olarak çevreci ekonomist Willam Rees tarafından ortaya atılmış olan Ekolojik Ayak İzi kavramı hızlı bir şekilde geliştirilmiş ve çevrecilerin dertlerini anlatmaları için dayandıkları çok önem arzeden pozitif bir ölçek haline gelmiştir.
Rees’e göre Ekolojik ayak izi , “dünya üzerinde toprağın bulunduğu herhangi bir yerde, belirlenmiş bir maddi yaşam standardındaki belirli bir nüfus tarafından kullanılan kaynakları üretmek için, ve ortaya çıkan atıkların yok edilmesi için gereken üretken toprağa ve suda yaşayan ekosistemlere tekabül eden alandır.”

Tüm dünyadaki üretken toprak alanı yine tüm dünyada yaşayan nüfusa oranlandığında ortaya çıkan değer bir kişiyi besleyecek , barındıracak , ısıtacak , her türlü faaliyetini sağlayacak ve artıklarını etsizleştirecek toprak miktarıdır ki ortalama olarak bu değer gelişen ve günlük kullanıma giren teknoloji ile hızla büyümektedir. Kavramın ortaya atıldığı ilk yıllarda 1,89 hektara tekabül eden dünya yüzeyinde yaşayan bir kişinin ortalama ekolojik ayak izi son olarak Dünya Vahşi Yaşam Fonu’nun(WWF) yaptığı araştırmalara göre 2,85 hektara çıkmıştır.

Yine ekolojik ayak izinin toplumların tüketim ve üretim kapasitelerine göre belirgin farklılıklar ortaya koyduğu bir gerçektir. Örneğin Kuzey Amerika için bu değer 12 hektar olarak belirlenirken Avrupa ülkelerinde bu büyüklüğün 5 hektar düzeyine gerilediği Türkiye içinse 2,2 hektar olarak ölçülmüştür.

Dünyanın en az gelişmiş ülkesi olarak görülen Etiyopya’da 0,85 hektar olarak saptanan bu değer “koca ayak efsanesinin “ niçin Kuzey Amerika’ya ait olduğunun trajikomik bir açıklamasıdır sanki. Çünkü bir Etiyopyalının ekolojik ayağı bir Kuzey Amerikalıya göre kedi patilerinden bile küçüktür.

Ekolojik ayak izi bir insanın yaşam süreçlerinde tükettiği metalar ve onların artıklarının dönüştürülmesi için gerekli toprak , su gibi doğal kaynak karşılığında ifadesini bulduğu gibi üretilmiş her bir metanın gerek hammaddesinin, gerek üretim sürecinin ve gerekse de kullanım dışı kaldıktan sonra doğal ortamda dönüştürülmesinin toprak ve su karşılığı olarak da hesaplanabilir. Yani tek tek nesnelerin doğada bıraktıkları ayak izlerini belirlemek mümkündür. Mesela , toplam ağırlığı 2 gram olan 32 megabyte’lık bir bellek çipinin üretilmesi ve 4 yıl kullanılması için harcanan enerjinin fosil yakıt maliyeti 1.6 kilogramdır. Yine bir çipin fosil yakıtlardan ayrı olarak üretim ve kullanım sürecinde 32 litre su ve 72 gram amonyak ve hidroklorik asit gibi toksik madde kullanılmaktadır.

Kanımızca tek tek nesnelerin ekolojik ayak izlerinin hesaplanmasında çevrecileri bekleyen en önemli soru “Bir bombanın ekolojik ayak izinin ne olduğudur.” Çünkü bomba sadece üretimi ve üretimden çekilmesiyle bir ekolojik kayıp yaratmaz onun kullanımı bizzat ekolojik tahrip hedeflidir ve bu da küçücük bir bombanın doğada kalacak olan devasa izi demektir. Ağır bombardıman uçağından atılan bir bomba patladığında, yaklaşık 3 bin derece sıcaklık ortaya çıkıyor ve tüm flora ile faunanın yanı sıra toprağın daha alt katmanlarının da kavrulmasına neden olabiliyor. Aynı toprağın yeniden işlenebilir hale gelmesi için 100-7400 yıl geçmesi gerekiyor ki bu da savaşın yarattığı ekolojik kıyımın toplumsal kıyıma neredeyse eş olduğu anlamına gelmektedir.

İster bir barışseverin bireysel ve trajik bakış açısı ile, ister bir toplumcunun tarihsel ve diyalektik bakış açısıyla, ister bir muhafazakarın ilahi ve devletçi bakış açısıyla , ister bir liberalin özgürlükçü bakış açısıyla bakalım açıklayamayacağınız tek şey insanların birbirleriyle olan kavgalarına niçin kuzgunları , peygamberdevelerini , yusufçukları , vaşakları ve köstebekleri kattığıdır ; Gözlerimizi kapatıp bir çift ren geyiğinin kendi kavgalarında insanları katlettiğini düşünelim…

Yazar:Sibel Maraşlı

Yorum yapın

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Değiştir )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Değiştir )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s